Eee Ne İş Yapar?
Hayatın Komik Yönleriyle Meslek Seçimi ve Kimlik Arayışı
Bir sabah, bir arkadaşımla kahve içiyordum. Bu kadar ciddi bir durum nasıl komik olabilir ki diye soracak olabilirsiniz ama inanır mısınız, kahve içmenin komikliği tam da burada başlıyor. Benim için her şeyin komik olma potansiyeli var. Kahve de bir noktada “Eee ne iş yapar?” sorusuna bağlanıyor çünkü her yudumda, bir şeyler düşünmek için fırsat buluyorum ve 25 yaşında, İzmir’de yaşayan bir genç olarak bu sürekli kafa karıştıran soruyla karşı karşıyayım. Bunu anlatmak istiyorum, başlıyoruz.
Eee Ne İş Yapar?
İzmir’de yaşamak, bir şekilde her şeyin “Eee ne iş yapar?” sorusuyla bağdaştırılması gibi bir durum yaratıyor. Hani bir gün sahilde yürürken, güneşin batışını izlerken, birden telefonuma gelen mesajla uyanıyorum ve bir arkadaşım şöyle diyor: “Eee, ne iş yapıyorsun, ne zaman çalışıyorsun?”
Ben de diyorum ki, “Tabii ki çalışıyorum, ama biraz daha komik bir şekilde.” İşin gerçeği, insanlar genellikle “Eee ne iş yapar?” sorusunu ciddiyetle sorar. Fakat ben, bir şekilde bu sorunun komik yönünü bulmakta bir yetenek geliştirdim. Cevap veriyorum ama her zaman biraz şüpheci, biraz da boşlukta kalan bir şekilde. “Bilmiyorum, belki bir ‘kariyer yolculuğunda kaybolmuş bir insan’ gibiyim.”
Bunu söylerken, aslında bir yandan hayatımı daha fazla sorguluyorum. Ne iş yapıyorsam, aslında ne iş yapmam gerektiğini de bilmiyorum. Ama bu da normal galiba, çünkü 25 yaşında olmanın verdiği bir belirsizlik hali var. Herkesin bir iş tanımı var, herkesin bir mesleği var, peki ya ben? Kimim ben, ne iş yapıyorum? Biraz komik değil mi?
İzmir’deki arkadaş ortamımda bu soruyu duyduğumda, genellikle daha da karmaşık bir hale geliyor. Benim gibi, her şeyden biraz anlayan ama tam olarak bir şeye karar veremeyen biri için bu soru… Ah, bu soru bana hayatımı hatırlatıyor. “Eee ne iş yapıyorsun?” sorusu, sadece başkalarının hayatlarıyla ilgili değil, aynı zamanda kendi içimdeki çelişkilerle ilgili de.
“Bence Oğlum Sen Bir Şey Yapmıyorsun”
İç sesim bazen sağlıklı bir şekilde devreye girer. “Bence oğlum sen bir şey yapmıyorsun.” Evet, yanlış duymadınız. Bu iç sesim, bana adeta bir komedi filmi karakteri gibi davranıyor. Her şeyin komik olması gerektiğine dair içimde bir anlayış var. Bu yüzden bazen akşamları uyumadan önce gerçekten düşünürüm: Eee ne iş yapıyorum?
Bir gün, iş yerimdeki bir arkadaşım bana dönüp diyor ki, “Sen aslında çok komiksin, insanları güldürmeyi seviyorsun. Bence senin işin, insanları güldürmek olmalı.” Biraz duraksadım, düşündüm, sonra gülümsedim ve dedim ki, “Evet, belki de bir komedyenim ama sadece kimse fark etmiyor.”
Tabii, bu bir şaka. Çünkü gerçekte, ne iş yaptığımı hala kesin olarak bilmiyorum. Ama arkadaşlarım bana her zaman bu tarz espriler yapar ve ben de biraz içimi dökerim.
İzmirli Olmanın Getirdiği Avantajlar: Laissez-Faire Yaklaşımı
İzmirli olmanın da getirdiği avantajlar var tabii ki. Her şeyin daha rahat olduğu, insan ilişkilerinin daha samimi olduğu bir şehirde yaşıyorum. Ama belki de o yüzden, soruya geçişte biraz daha rahatım. Çünkü İzmir’de yaşamanın getirdiği o “laissez-faire” yaklaşımı, iş hayatına da yansıyor. “Bir şeyler yapıyorsan yap, ama fazla kasma.”
Bir arkadaşımın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna verdiğim cevabı hatırlıyorum. Gülümsedim ve dedim ki: “Hayatımda her şey mümkündür. Bir şeyler yapmak, bazen durmak, bazen de sadece kafanı dağıtmak da bir iştir, değil mi?”
O da gülerek cevap verdi: “Yani sen, profesyonel kafa dağıtan birisin öyle mi?”
Evet, bu benim mesleğim: Kafa dağıtıcı.
Eee Ne İş Yapar? – Gerçekten Kimse Bilmiyor
Evet, evet… Belki de kimse gerçekten ne iş yaptığımı bilmiyor. O kadar belirsiz ve karmaşık ki, bazen kendime bile anlatamıyorum. Zaman zaman, meslek tanımımı en net şekilde yapmaya çalışıyorum. Örneğin, kendime “Genç yetişkin, sosyal medya kahramanı, hobi blog yazarı, ara sıra iş görüşmelerinde de bulunan bir hayat felsefecisi” diyebilirim. Belki de insanlara hep gülümsediğimden, bazen “Eee ne iş yapıyorsun?” sorusu, benden daha fazla cevap almak isteyen bir şeye dönüşüyor.
Hadi gelin, kısa bir diyalog yapalım.
Ben: “Eee ne iş yapıyorsun?”
Arkadaşım: “Ya bir yandan yazıyorum, bir yandan da tam olarak ne yapmak istediğimi çözemiyorum.”
Ben: “Yani bir şekilde hayatını yazılarla mı kazanıyorsun?”
Arkadaşım: “Bilmiyorum ama bir yanda herkesin ne iş yaptığını bildiği bir dünyada ben hep kayboluyorum.”
Ben: “Sanırım kaybolmak da bir iş!”
Arkadaşım: “O zaman seni kaybolanlar kulübüne üye yapalım.”
Ben: “Tamam, bu seferlik katılabilirim.”
Evet, belki de bir şey yapmak yerine, sadece olmak daha önemli. Ama her zaman “Eee ne iş yapıyorsun?” sorusu, bana bir çelişki yaratıyor. Çünkü sanki ne iş yaparsam yapayım, bir noktada başka biri olma çabası içinde olmak, kendime yabancılaşmak demek gibi hissediyorum.
Kendimi Tanıma Yolunda Komik Adımlar
25 yaşına geldiğinizde, bu “Eee ne iş yapar?” sorusu ciddiyetini kaybetmeye başlar. Kendinizi tanıdıkça, aslında her şeyin bir oyun gibi olduğunu fark ediyorsunuz. Bir işin tanımını yapmak yerine, o işin size ne kattığını görmek daha önemli hale gelir.
İzmir’de sabahları güneşin ışıkları, bana hep bir şey anlatmaya çalışır. “Eee, ne iş yapıyorsun?” diye sorduklarında ise hep aynı cevabı veriyorum: “Bilmiyorum, ama bu yaşam bana komik geliyor ve bu yeterli.”
Sonuçta, belki de yapmam gereken tek şey, sadece hayatın her anını gülerek geçirmek. Çünkü her şeyin iş tanımını yapmak yerine, sadece “Eee ne iş yapıyorum?” sorusuna cevabım şu: Hayatımı yaşıyorum, komik bir şekilde.