Uçan Karıncayı Ne Öldürür? Bunu Konuştukça Akıl Sağlığımın Gidip Gittiğini Anladım
Uçan karıncayı ne öldürür? sorusu her ne kadar ciddiyetle sorulmasa da, kendimi bir anlık derin düşünceler içinde bulduğumda, bunun sadece bir hayal gücü sorusu olmadığını fark ettim. İzmir’de, Ege’nin rüzgarı ve güneşi altında, gençlik yıllarını “sürekli espri yapan” bir insan olarak geçiren biri için, bazen soruların derinliği hayli şaşırtıcı olabiliyor. Hayatın karmaşasında bir karınca birdenbire uçmaya başlarsa, ne olur? Hem de tüm bu absürtlük içerisinde aklımızı kaybetmeden yaşamak nasıl mümkün olur?
Hadi gelin, biraz eğlenelim, biraz düşünelim ve uçan karıncayı ne öldürür, sorusunun cevabını birlikte bulmaya çalışalım. Belki de asıl mesele, hayatın gerçeğiyle yüzleşmekte yatıyordur.
Uçan Karınca: Biri Sadece Şu An İstedi
Uçan bir karınca… Bunu ilk duyduğumda, acaba gerçekten karıncaların kanatları var mı diye internette araştırma yapmaya başlamıştım. (Evet, evet, araştırdım!) Ama sonra şunu fark ettim: Uçan karınca diye bir şey düşünmek bile insana garip bir huzur veriyor. Yani, bakın, bu tip absürt düşünceler işte benim İzmir’deki gençlik yıllarımdan beri işlediğim “hayal gücü fırtınası”nın bir yansıması. Gerçekten de, uçan bir karınca kimseye zararı olamayacak kadar masum değil mi? O kadar küçük ve zavallı bir şey ki, biraz rüzgarla uçsa, hemen yere düşer.
Ama bir dakika… Yere düştü mü, o zaman gerçekten öldü mü? Acaba ölümünü kim belirliyor? Kendi kendine mi karar veriyor?
Bir de tam o esnada iç sesim devreye giriyor:
> İç sesim: “Neyse, sen karıncayı boş ver. Hadi biraz daha düşün, belki derin anlamlar çıkar.”
Yani şu an, bir karıncayı öldürmeyi falan düşünmüyorum, ama bir süre sonra kendimi şu soruya kilitlenmiş buluyorum: Uçan karıncayı ne öldürür?
İçsel Monolog: Karınca ve Ben
Hayat bazen gerçekten garip bir oyun gibi. Uçan karınca meselesi, bir anlık hayatın amacını sorgulamak gibi oluyor. Diyelim ki gerçekten uçan bir karınca var, peki ya öldürülmesi için ne gerekli? Belki bir insan bile, bazen sadece kafasında gereksiz bir karıncayı “öldürmek” için gün boyu stresli bir hayat yaşayabilir. Ama bu soruyu her düşündüğümde şu düşünce geliyor: Hadi, karıncayı uçurmasak? Belki de karınca sadece özgürlüğünü istiyordur.
> Kendimle dalga geçerken: “Yani, ben bile sabahları uyanıp ‘bugün neyi öldürsem’ diye düşünmüyorum, ama uçan karıncayı öldürmek fikri biraz eğlenceli gibi.”
Aklıma takılan bir başka şey ise, uçan karıncanın aslında yavaşça bir ölüm arayışında olup olmadığı. Hani biz insanlar da bazen biraz kafa karıştırıcıyız, öyle değil mi? Kendimizi koşuştururken, bir şeyin peşinden giderken, sürekli bir “sonra”nın derdindeyiz. Ama ya o karınca, kafasında sadece biraz eğlence arıyorsa? Belki de uçuyordur, yalnızca hayatı deneyimlemek için!
Bir arkadaşım var, ona dediğimde “Uçan karınca”dan hiç bahsetmedim, ama benzer bir şekilde “Hayatını uçurmak” fikriyle ilgili bir tartışma açtım. “Bazen,” demişti, “her şeyin sonlanacağı bir an gelir. Sonra bir bakarsın, kendi hayatın da bir uçan karınca gibi. Ortada hiçbir anlam yok, ama uçmaya devam ediyorsun.” Derken, her şeyin sonu hakkında daha çok şey düşündüm. Aslında karıncanın ölmesi gibi bir şey de yoktu; o, sürekli bir yolculuktaydı.
Ama Gerçekten Uçan Karıncayı Ne Öldürür?
İşte, ana soruya dönecek olursak… Uçan karıncayı ne öldürür? Karınca, asla kanatlarına sahip olduğu sürece her durumda hayatta kalacaktır. Her düşüş, her uçuş, onu öldürmeye yetmeyecek. Ama ya biz? Biz, bazen kendi karıncalarımızı öldürüyoruz, kendimizi bırakıp tamamen monoton hayatın içinde kayboluyoruz. Şu anki düşüncelerim, bir karıncayı öldürmek değil, insanın kendi içindeki uçan karıncayı özgür bırakmak üzerine… Hayat o kadar kısa ki.
Ve o sırada tekrar iç sesim devreye giriyor:
> İç sesim: “Dur, biraz daha derinleşme, senin zaten çok derin düşündüğün kesin.”
Aslında, uçan karıncayı ne öldürür sorusunu sorarken, derinlemesine bir şeyler keşfetmeye çalışıyorum. İnsanlar, bazen bir şeyin peşinden koşarken, birdenbire kaybolurlar. Uçan karınca gibi, bir noktada kendini kaybedebilirler. Ama bunu anlamak için bir parça daha sabır, biraz daha empati ve belki de bir kahve lazım.
Sonuçta Ne Öldürür?
Uçan karıncayı öldürmek için aslında hiçbir şey gerekmez. Sadece, o karıncanın kanatlarına bir rüzgar yeter. O rüzgar da ne olabilir ki? Hayatın getirdiği olumsuzluklar, küçük stresler, birdenbire gelen bir dondurmanın eritilmesi gibi minik anlık sorunlar. Belki de karıncanın uçmaya devam etmesini sağlayacak tek şey sabırlı olmak. Hadi, bir dakika, kendimi kaybediyorum gibi hissediyorum. Uçan karınca, sonunda gerçekten özgür.
Ama tabi ki, kimseye bir şey anlatmaya çalıştığım falan yok. Çünkü bazen gerçekten de hiçbir şeyin, hiçbir canlının, hatta bizim gibi insanların ‘ölmesi’ gerekmez. Biraz eğlenmek ve düşünmek için her şeyin ortasında kalabiliriz.
“Ya Uçan Karınca Gerçekten Var mı?”
Aslında bu yazıyı yazarken, insan ne kadar eğlenebilir ki, derken kendimi bir karınca ile kıyaslarken buldum. Uçan karıncayı ne öldürür sorusu, sonunda gerçek bir soruya dönüşüp, birinin hayatını sorgulamasına neden olabilir. Ama bence bazen, sadece bir karıncanın uçtuğunu görmek, insanı her şeye biraz daha anlamlı kılabiliyor.